KALEİÇİ EVLERİ

        19. yüzyıl Kaleiçi evlerinin en belirgin özelliği, evin girişinin yanında bulunan merdivenli ve divanlı (couch) avluydu. Evlerin çoğunun zemini “Rodos işi” denilen siyah beyaz geometrik veya figüratif desenli çakıl mozaiklerle (taşlık) döşeliydi. Bu tarz döşemeleriyle taşlık (stoneyard), Kaleiçi evlerinin karakteristik bir öğesi idi ve evlerin serin tutulmasında oldukça işlevseldi. Benzer şekilde, Kaleiçi evlerinin avlularına dikilen ağaçlar, bunaltıcı sıcaklara karşı avlunun gölgeli ve serin kalmasını sağlıyordu. Sofa (anteroom), özellikle sıcak mevsimlerde yoğun bir yaşama ve üretim alanıydı.

kaleici_evleri_v88   kaleici_evleri_v1

kaleici_evleri_v2   kaleici_evleri_v6

         Kaleiçi evlerinin sütunları ahşaptı ve bu sütunlar taş kaideler üzerinde durur, çoğunlukla iki kat boyunca uzanırdı. Zemin katta oturma odası sayısı azdı. Bunlar tercihen avludan (yard) ışık alırdı. Buna karşın ikinci bir mutfağı da içeren ve kışlık olarak kullanılan üst katta, sokak tarafına bakan cam pencereli daha çok sayıda oturma ve yatak odası vardı. Antalya’nın sıcak iklimi nedeniyle evlerde ısıtma araçlarına ihtiyaç duyulmuyordu.

kaleici_evleri_v3  kaleici01_v4

         19. yüzyıla kadar Kaleiçi evlerinde camlı pencereler yoktu. Büyük köşklerin giriş katını, sokağa bakan odalarıyla diğer katlar takip ederdi. Üst katların belirleyici özelliği ise cumba ve çok sayıda pencere idi. Müslümanların ikamet ettiği evlerde üst kattaki pencereler sadece ahşap kafeslerle kapalı iken, alt kattaki pencerelere ayrıca kepenkler ilave edilirdi. Cumbalar ahşap oymalarla bezenirdi.

       Kaleiçi evlerinin yapımında kullanılan hatıl, evleri depreme karşı dayanıklı kılmaya yarıyordu. 1895 yılında çıkan büyük yangında Kesik Minare Camii’nin bulunduğu mahalle (Cami Cedid Mahallesi) bütünüyle yok olmuş, bu tarihten sonra evlerin yapımında taş malzeme kullanılmıştır.